11 Ekim 2006

Filler oynaşırken olan çimenlere olur

toothpaste for dinner
toothpastefordinner.com

Baştan söyleyeyim, çok konudan konuya atlayacağım. Aklımda söyleyecek bir dünya şey var. Önceki post'ta anlatamadığım filmlere gelince; dvd'sini almıştım bayağıdır keyfimi bekliyordu, "Filler ve Çimen"i izledim. Yapım yılı 2000 olan filmdeki ilişkileri görmek hala derin devlette hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor. Neyse fazla ciddileşmeyelim =) Sonraaa, arkadaşlarla toplanıp "Oldboy"u izledik. Beş kişiydik, üçümüz izlememiştik. Arkadaşımın yaklaşık 5-6 aydır üzerimde kurduğu baskılar sonunda Oldboy'u seyrettirdi bana. Zaten sinema olayının içinde biri olarak izlemediğim için kendimi kötü hissediyodum da, izledikten sonra bir kez daha anladım ne kadar geç kaldığım bir keşif olduğunu. Yeni izleyecek herkes için kendilerine "24 saatlilk filmi sindirebilme" süreci tanımalarını tavsiye ediyorum. Çok etkileyici!!!

Böyle ağır bi filmin yanında psikolojimin biraz hafiflemesi kanısındaydım ve bende milyonuncu kez "The Mirror Has Two Faces" izledim. Hatta cumartesi gecesi arkadaşlarım geldi. Onlarla beraber tekrar izledim. Bir milyon + 1 oldu izleme sayım. Ama herkesin takıntılı olduğu, her yakaladığında izlediği ya da sürekli elinin onun dvd'sine gittiği filmler vardır. Benim için mesela "You've Got M@il" ve "Conspiracy Theory" öyle. Filmler çok mu özellikli ya da bi sürü ödül almış, kült film kategorisine mi girmiş... Yoooo, ama her rastladığımda beni televizyonun başına kilitlemeyi başarıyor.

Haftasonunda "Mulholland Drive"ın dvd'sini izlemeye karar verdim ve gece oldukça geçti. Filmi 65.dakikada kapatamak durumda kaldım. Neden mi? Bir arkadaşımın da dediği gibi: "BİR DAVID LYNCH FİLMİNİ ASLA UYKULUYKEN İZLEME!!" =) Adamın filmleri için zaten kullanma kılavuzu lazım, bir de uykun varken benim gibi boş boş bakıyorsun ekrana. Önümüzdeki tatildeki planım filmi tekrardan başlayıp, tamamlamak ve biliyorum bu sefer başaracağım.

Bu arada ilgilenenler için yeni filmimin çekimleri başladı. Toplamda 35 sahne ve biz beşini tamamladık. Geçen haftasonu için de çekim planları vardı ama ani bir ev değişikliği bir süre ertelememizi gerektirdi. Çekim planı demişken son zamanlarda duyduğum en güzel laf:

If you want to make God laugh, tell Him about your plans.

bi sürü diyorum, GERÇEKTEN!!!

Kaç zaman oldu birşey yazmamışım. Bugün de çok halim yok aslında ama bu yazıyla uğraşarak vakit doldurmayı planlıyorum. Çok hastayım..grip salgını beni de ziyaret etti =( Aslında iki gündür iyiydim de bugün yine kötü hissediyorum. Bir paket kutu mendille bütünleşmiş durumdayım. Kıpkırmızı olan burnumun ucuna da mecburi halden dolayı alışmış bulunmaktayım. Sesimin nası olduğuna gelince...hiç sormayın ve kendi kulak sağlığınız için beni birkaç gün aramayın =)
Yazamadığım bu dönemde tabiki bi sürü filme gidip bi sürü de DVD izledim. Nası abarttım dimi bööle "bi sürü, bi sürü" diyerek. Ama yani 2haftaya yayarsak 2 günde 1 bir film izlemiş oluyorum =) Mesela, "Ae, Fond Kiss..." izledim. Vizyona "Duygudan da Öte" adıyla girdi. Film, Büyük Britanya'da git gide daha büyük bir nüfusu oluşturan göçmenlerin hayatını ve onların çocuklarının kendi kültürleri ve batılılaşma arasında kalmalarını anlatıyor. Tabi bu yaşananların ortasında filizlenen bir Pakistanlı-İskoç aşkı da söz konusu. Bu aşka bi de din çatışması eklenince, aşk baskıları kaldıramaz hale geliyor. Benzer sorunlar çok daha komik bir dille "Bride and Prejudice" ve "Bend It Like Beckham"da da işlenmişti ve bu sefer merkezde İngilizler ve Hintliler vardı. "Ae, Fond Kiss..." konuyu işleyişiyle çok daha ciddi bir yerde duruyor (tabi yönetmenin Ken Loach olması da ayrı bir etken). "Ağır İskoç aksanını bayağıdır duymadım, çok da özlemiştim" diyenler için film iyi bir alternatif olabilir ama aceleye gelmiş sonu filmin tüm büyüsünü kaçırıyor. İlgilenenler için IMDB filme 7.3 vermiş.
Aman Tanrım! Demin yazdığımı okudum da... Böyle ne kadar kendini köşe yazarı sanarak yazmalar, böyle "konu işleyişi" ya da "merkeze konan karakterler" gibi ağır sinemacı lafları etmeler. Tamam burda yazarak kendimi geliştiriyorum ama bu kadar ciddi biri değilim ben. Beni tanıyan bilir, gayet eğlenceli biriyim =) dimiiiiii? Hadi beni tanıyanlar comment atsın puuhuahahahaha!!! Şaka bi yana umarım eğleniyosunuzdur; çünkü ben yazarken gayet eğleniyorum. Burnum biraz akmaya ara verdi, başımın ağrısı hafifledi, hoparlörden de hafif meksika-ispanyol tınılarıyla Frida film müzikleri geliyor. Daha ne isteyeyim? Hani dedim ya "bir sürü" film izledim diye =) Diğerlerini diğer postlarda yazıcam çünkü çok uzun olunca sıkılıp okumuyosunuz. Ben bilmez miyim!!!!