24 Şubat 2007

and oscar goes to...

Tören yarın (25 Şubat pazar) sabaha karşı 3'te başlayacak. tabi ondan önce de vazgeçilmez kırmızı halı. çok merak ediyorum bu sene nası kıyafetler olacak, mezuniyet de geçti yahu kendime kıyafet de beğenemicem =)
Neyse, şimdiden söyleyeyim bu seneki filmlere pek hakim değilim. zamanında The Departed'ı izledim, Babel'i kaçırdım. hoş bu haftasonu Babel yeniden vizyonda; ama yarın da gitmezsem törenden önce görme fırsatım olmayacak. The Queen, Letters From Iwo Jima, The Last King of Scotland ve Dreamgirlz, hepsi birden aynı (törenden önce son) hafta vizyona girince insan neye gideceğini şaşırıyor. Ya da benim gibi hiçbir şeye gidemeden ortada kalıyor böyle. Bende Little Miss Sunshine var elimde. Bari bu gece onu izliyim de geçen seneki Crash sürprizi gibi birşey olursa kimse izlememişken "BEN İZLEDİMM" diye atlarım ortaya =)
Tahminlere gelirsek, en iyi yardımcı kadın oyuncu adayları arasındaki hiçbirini izlemediğim için yorum yapmam sanırım saçma olacak. o kategoriyi geçiyorum =) en iyi yardımcı erkek oyuncu adayları arasında Djimon Hounsou alacak diyorum. Yannız Blood Diamond'a gittiğim ilk günden beri düşündüğüm birşey var. Yani akademi Leo'yu illa aday yapacaksa The Departed'daki performansıyla aday yapsaydı (ki bence çok daha iyiydi), Djimon'u da yardımcı erkek yapacaklarına Blood Diamond'daki oyunculuğuyla en iyi erkek oyuncu adayı yapsalardı; çünkü adam yardımcı falan değildi, resmen hikaye onun üzerine kuruluydu =)
En iyi kadin oyuncu tahminlerimi ikiyle sınırladım. The Queen'i izlememiş olmama rağmen, Helen Mirren'ın her ödülü toplayışı (örneğin Altın Küre, BAFTA, Toronto, Venedik Festivalleri) sanırım yine onun alacağı yönde bir işaret. Diğer taraftaysa ben hala Meryl Streep'in bir şansı olabileceğini düşünüyorum; ama sonuç olarak Helen Mirren alacak diyorum.
En iyi erkek oyuncu da Leonardo'nun alamayacağı kesin. Diğer filmleri görmedim; ama akademinin son 2-3 senedir "siyahi oyunculara kucak açalım kampanyası" çerçevesinde, Golden Globes'dan da güç alarak Forest Whitaker'a bu ödülü vereceğini düşünüyorum. Ama bu gece sahiplerini bulacak Independent Spirit Awards'da da Half Nelson'la adaylığı bulunan Ryan Gosling'i gözden kaçırmamak lazım.
En iyi yönetmende tek tercihim tabii ki Martin Scorsese. Yıllardır alamadığı (5 kez) Oscar'ı bu sefer almasını istiyorum ve bu sene öyle olacağına inanıyorum; ama beni tanıyan bilir. Bu ödülü alırsa ben 1991'de oldukça hakkı yenmiş olan GoodFellas'a sayacağım =)
En kritik ve en son kategoride de sadece 1 filmi gördüm, The Departed; ama yine Golden Globes referans alarak ve akademinin üçlemelerin sonuncularına ödül verme geleneğinden güç alarak Iñárritu'nun üçlemesinin son ayağı olan Babel'in en iyi filmi alacağını düşünüyorum.
Pazartesi sabahı göreceğiz tahminlerimin ne kadar tuttuğunu. Törene izleyecek herkese iyi seyirler, uykunuzun gelmeyeceği bir gece diliyorum ve şimdiden iyi sabahlar =)

08 Şubat 2007

başlık koymayı unutmuşum =)

Bugün, akşam bir film izledim. Yaptığım çok ilginç birşeymiş gibi söylüyorum ya bi de =) sanki hiç film izlemezmişim gibi. Neyse divX'di, neden indirdiğimi hiç sormayın; çünkü bende bilmiyorum. Filmin adı "The Best Man", imdb'de diğer adıyla "Unhitched" diye de bulunabilir. Adından da anlaşılacağı gibi film bi sağdıçın aşk hayatını konu alıyor gibi birşey. Başroldeki Stuart Townsend de olmasa (kendisi Charlize Theron'un uzatmalı nişanlısı olur, ama partnerinin başarılarının pek yanına uğrayamıyor sanırsam) pek çekilebilecek bir film değildi. Yani benim gibi romantik komedi hastası değilseniz bünyeyi zorlar =) Adamlar romantik komedi klişelerini kullanmışlar ama yani insanın gözüne gözüne. Yani kimseye tavsiye etmiyorum, 3.sınıf bir film. imdb'deki forumlarda falan insanlar pek hayırlı şeyler söylememişlerdi film için, bööle yapay ingiliz aksanlarıyla falan dalga geçmişlerdi. Hakkaten sırıtmış o aksanlar; bir tek Townsend'in inandırıcıydı, kendisinin İrlanda asıllı olduğu düşünülürse. Neyse, ama ben yine de adamın çekiciliğine dayanamadım ve melül melül baktığı bir sahneden aldığım capture'larla bi resim yaptım. İsteyenler alabilir ve dahası için bana mesaj atabilirler...çünkü çok daha tatlı Stuart captureLarım mevcuttur, memnuniyetle paylaşırım herkesle, maksat halka hizmet =)

04 Şubat 2007

"Son Öpücük"se filmin adı, neden Hollywood son olmasına razı olmadı?

DVD kiraladığım raflardan uzun süre bana baktı bu film. Sonra kuzenim tavsiye etti, "ben izledim çok güzel filmdi" dedi. Elim birkaç sefer daha gitmedi o filme; ama birgün okuldan dönerken aldım filmi. İzledim, çok beğendim. Avrupa sinemasının gerçekçiliği, tutkusu bir kez daha beni kendime getirdi. Yaklaşık 100 dakika boyunca hayatın mutlu sonlarla dolu olduğuna inandırmaya çalışan güzel kız ve milyon dolarlık gülüşe sahip yakışıklı yerine hayattan gerçek bir parça vardı filmde. Sonra bir gün gezerken kampanyalı DVD'ler arasında bir sepette buldum o raflarda beni aylarca bekleyen filmi. Hiç düşünmeden aldım arşivime.
L'ultimo Bacio. Diğer adıyla The Last Kiss. Diğer adıyla Son Öpücük. Sonradan öğrendim ki 2006 yılında bir The Last Kiss daha çıkacakmış piyasaya. Aslından 5 sene sonra. Peki neden diye sordum kendime? Carlo, Francesca'yı son kez öpmüşse neden Micheal tekrardan Kim'le karşılaşmak zorunda kalsın ki? Yeniden çevrimini bugün izlediğimde haklı olduğumu anladım. Stefano Accorsi, Zach Braff olmuş; güzeller güzeli Giovanna Mezzogiorno da Jacinda Barrett. Yeni çiftimiz de aralarında bir uyum sağlamış; ama o tutku, o insanı içine alan kavga ve çaresizlik eksikti. Hollywoodvari bir son da kondurmuşlar, tam olmuş. Bu yeniden çevrim haberini duyduğumdan beri The Last Kiss (2006)'ya objektif bir gözle bakamadım. Belki ondan buraya gelmiş bunları yazıyorum; ama dönüşüme bir de siz bakın?


Ve olur da elinize L'ultimo Bacio'nun DVDsi geçerse ekstralardaki filmle aynı isimli şarkının klibini izleyin. Hayatın fon müziği bu şarkı olsa fena mı olur?